Çarşamba, 06 Mayıs 2020 00:00

“Tarımsal girdi temininde aksaklık yaşamıyoruz”

Written by 
Rate this item
(0 votes)

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz, koronavirüs nedeniyle şu anda tarımsal girdilerin sağlanması konusunda aksaklık yaşanmadığını belirterek, “Tarım Kredi Kooperatifleri olarak tarımsal üretim ve gıda arzı noktasında önemli bir misyon üstleniyoruz. Tarımsal girdilerin temini, tedariğinde şu anda bir sorun yok. Diğer temel ürünlerde de misyonumuzu sürdürme noktasında fiyatlarımızı artırmama kararlılığımız var” dedi.

Boğaziçi Üniversiteliler Derneği (BURA) tarafından düzenlenen "Pandeminin İzini Sürmek" video konferansları kapsamında “Gıda&Tarım” başlıklı oturuma canlı yayın konuğu olarak katılan Genel Müdür Poyraz, Tarım Kredi Kooperatifleri, gelecek hedefleri ve salgın esnasında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Tüm dünyada sıra dışı günlerin yaşandığını belirten Poyraz, “Hiçbir şeyimiz yokken, aslında hiçbir şeyimizin olmadığını da anladığımız ve kendimizi, her şeyi sorguladığımız bir dönemden geçiyoruz. Uluslararası sistemden başlayarak, küresel sistemin, uluslararası örgütlerin, ulus devletlerin, sektörlerin, şirketlerin, bireylerin sorgulandığı bir dönemden geçiyoruz. Sektörler de bu anlamda ciddi anlamda sorgulanıyor, etkileniyor. Bazı sektörler durma noktasında, başta turizm olmak üzere, ulaşım sektörü hakeza. Ama bazı sektörlerde hem tarım anlamında hem gıda anlamında öneminin anlaşılması noktasında bu süreç, bu sektörlere pozitif olarak yansıdı” dedi.

 “Yok satmak lüksümüz yok”

Tarım Kredi Kooperatiflerinin tarımsal üretim ve gıda arzı noktasında önemli bir misyonu üstlendiğine dikkat çeken Poyraz şunları kaydetti:

“Ortağımız kooperatife geldiği zaman, kooperatifte ona yok satmak diye bir lüksümüz yok. Bir taraftan tarımsal girdilerin temini, tedariği, yani tohum, gübre, ilaç, akaryakıt, zirai alet ekipman, sera malzemeleri, sulama sistemleri gibi tarımsal girdilerden başlayıp, daha sonra da çiftçinin ürettiği ürünleri alıp, pazara taşıma, tüketiciyle buluşturma noktasında bir misyonumuz var. Burada amacımız karlılık değil, çiftçinin menfaatini korumak, ama öbür taraftan da fiyat istikrarı ve piyasa regülasyonu noktasında da tüketicinin hakkını, menfaatini korumak.

Bir merkez birliği, 17 bölge birliği ve Türkiye geneline yayılmış 1.622 kooperatif ile 197 hizmet büromuz var. Aslında bu 1.622 kooperatif sayısı 2000-2001 krizi öncesi 3 bin rakamlarından buraya düştü. O dönem ekonomideki dalgalanmadan Tarım Kredi Kooperatifleri çok ciddi etkilenmiş ve ister istemez kooperatifleri birleştirmek, küçülmek zorunda kalmış. Ama bu 1.622 kooperatif sayısı yine de çok önemli. Özellikle köyden kente göçün yaşandığı, nüfusun kente kaydığı ve buna bağlı devletin de kendi rasyonalitesi kapsamında kurumsal yapısını değiştirdiği, okulları taşımalı sisteme dönüştürdüğü, diğer birimlerini merkeze çektiği bir dönemde Tarım Kredi Kooperatifleri şu anda pek çok noktada yarı sivil, yarı kamu yönüyle kooperatif yapılanması olarak pek çok noktada bayrağı dalgalandıran o yerleşim yerindeki tek kuruluş durumunda.”

“Kurumsal iş birliklerimiz”

Tarım Kredinin son iki yıldır pazardaki varlığını hissettirmeye başladığını vurgulayan Poyraz “Yani pazarda hem rakip ama daha çok ortak olma noktasında bir gayretimiz var. Bu nasıl olacak? Bir taraftan kendi marketlerimizi açıyoruz ama diğer taraftan da kendi ürünlerimizi piyasada yaklaşık 22 bin markete de veriyoruz. Şu anda Türkiye’deki ulusal ve yerel market zincirinde Tarım Kredi ürünlerini görebiliyorsunuz.

Çiftçimizden aldığımız ürünleri sayıları her geçen gün artan marketlerimizde, işbirliği içerisinde bulunduğumuz zincir marketlerin yaklaşık 22 bin şubesinde ve kurduğumuz kurumsal işbirlikleri çerçevesinde başta Milli Savunma Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü olmak üzere yaklaşık 1.500 kurum işbirliğinde “Tarım Kredi” markası ile tüketicilerimize sunmaktayız. Dolayısıyla biz pazardaki payımızı artırdıkça çiftçiden ürün alma noktasındaki süreçleri de rakamları da yukarı doğru taşıyacağız.

Bizim bir buçuk-iki yıldır dile getirdiğimiz sözleşmeli üretim modeli çalışmamız var. Yani Tarım Kredi olarak tüm Türkiye’de tarımdaki sorunların önemli ölçüde minimize edilmesi noktasında sözleşmeli üretime geçilmesi noktasında bir gayretimiz, çabamız var. Biz buna kendi çapımızda başladık. Yani 156 milyon liralık bir üretimimiz varken bu rakamı önce 400 milyon liraya taşıdık. Bu seneki sözleşmeli üretim rakamımız yaklaşık 1 milyar lira civarında. Bunun tamamını biz yapalım diye bir iddiamız yok ama bir rol model olarak biz bu sistemi koyduk. Geçtiğimiz hafta Tarım ve Orman Bakanımız, tarımda dijital platform kurulduğunu açıkladı. Dolayısıyla aslında bir farkındalık oluşmaya da başladı. Burada çiftçinin olduğu, üreticinin olduğu, tüketici ve tüketiciye malı taşıyacak olan aracının yer aldığı bir sistem kurulması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Devletimiz için hiçbir şey zor değil”

Geçmişte sözleşmeli üretim modeli ile ilgili çekincelerin koronavirüs salgını günlerinde yaşanan sıkıntılar sonrası tekrar gözden geçirildiğini belirten Poyraz, şöyle konuştu:

“İnsanlar bize şu tepkiyi veriyorlardı; ‘sistemde bu kadar çok farklı ürünün olduğu, yüzbinlerce aktörün olduğu bir ortamda, siz bu sistemi nasıl zapturapt altına alacaksınız. Bu sistemi zapturapt altına almak kolay değil’ deniyordu. Ama yaşadığımız bu günlerde gördük ki,  aslında devletimiz için hiçbir şey zor değil. Yani bu sistemde özellikle söz konusu olan gıda güvenliği ise gıda güvenliği sağlanması noktasında da sistemdeki tüm aktörlerin, yani bir tarafta üreticilerin bir tarafta da üretici muhataplarının kesinlikle ve kesinlikle bir akreditasyona tabi tutulup sistem içinde kendilerine bir yer bulmaları gerekiyor. Yani biz bunlara ‘gelin biz sizlerin davranışlarınıza karışacağız’ demiyoruz. Ama ne olursa olsun bir üst aklın, Türkiye’nin öncelikli ihtiyaçları doğrultusunda bir makro planlama yaptıktan sonra, bu ihtiyaçlara bağlı olarak da mikro planlama ve bu planlamanın da kimler tarafından yürütüleceği noktasında bir sistem kurulması gerekiyor. Tohumdan başlayarak sofraya kadar olan bütün değerler zincirinin entegre olarak, birbirinden kopmaksızın uyumlu bir şekilde çalışıyor olması lazım. Bizim bunu yapmak noktasında bir hedefimiz, gayretimiz var.

“Gıdada planlamanın olması gerekir”

Türkiye’de biz bu koronavirüs sebebiyle de ‘bunu yapabilir miyiz, nasıl yaparız’ı bir kenara bırakıp bir şekilde hızlıca şu 4 sorunun cevabına bakmamız lazım. Nerede üreteceğiz, kiminle üreteceğiz, ne üreteceğiz, nasıl üreteceğiz? Nerede üreteceğimizi, bu tarlaları, seraları gerçek anlamda kayıt altına almamız lazım. Mülkiyet bilgilerinden tutun, coğrafi bilgilerine, toprağın cinsine kadar, toprak analizi ve toprak sağlığına kadar bunların her birini orta ve uzun vadede kayıt altına almamız lazım. Şuandaki en büyük sıkıntımız arazilerin bölünmüş, parçalanmış olması. Bizim bir kere bu sistemde kim rol alacaksa mutlaka akreditasyona tabi olması lazım. Üretici muhataplarının da akreditasyonu lazım. Kimseyi dışlamadan. Ondan sonra ne üreteceğimiz noktasında ülke ihtiyacı anlamında bir makro planlama, mikro planlama yapmamız lazım. Ama yakın coğrafyayı da takip etmemiz gerekiyor. Türkiye’de TMO bunu kısmen yapıyor. Söz konusu gıda konusuysa elbette bir planlamanın, elbette bir denetimin, elbette bir gözetimin, yol göstericinin olması gerekir. Bu anlamda da bizim sadece kendi ülkemizin ihtiyaçları noktasında değil, lojistik olarak yakın coğrafyadaki tüm üretimlerin de takip edilmesi gerekiyor. Çünkü birincisi biz ürettiğimiz ürünleri en kolay bu ülkelere satabiliriz. İkincisi ihtiyacımız olan ürünleri de en kolay bu ülkelerden alabiliriz. Biz bu planlamayı ve takibi yaparsak ürün fazlası olduğu zaman da onu hangi ülkeye, hangi fiyattan satmamız gerektiği noktasında biz hazırlığımız olması gerekiyor. Eğer ki bir ürün noktasında daralma bekliyorsak, o zaman hangi ülkeden bunu en ekonomik olarak hangi periyotta ithalatını yapabileceğimiz noktasında bir hazırlığımız olması gerekiyor.”

“Fiyatlarımızı artırmama kararlılığımız”

Tarımsal girdilerin temini, tedariği noktasında şu ana kadar bir problem yaşamadıklarını belirten Poyraz, “Geçmişte lokal olarak yaşadığımız ufak tefek problemleri, sokağa çıkma ya da işyerlerinin açılması gibi sıkıntılara binaen, Tarım ve Orman Bakanlığımız sağolsun, özellikle İçişleri Bakanlığımız çok anlayışlı davranıyor. Tarım Kredi, yürürlüğe giren kararnameye isim olarak eklendi. Dolayısıyla biz tarımsal girdilerin sağlanması noktasında bir aksaklık yaşamıyoruz.

Fiyatlar noktasında da direnebildiğimiz kadar direniyoruz. Kriz başlamadan önce 1.75’e aldığınız makarnayı bugün markete gittiğiniz zaman halen 1.75’e alabiliyorsunuz. Ama piyasadaki fiyatlar 2.5-3 TL bandına çıktı. Diğer temel ürünlerde de misyonumuzu sürdürme noktasında gücümüzün yettiği yere kadar fiyatlarımızı artırmama kararlılığımız var. Tarım Kredi olarak biz çiftçiden ürün alırken piyasadaki tüccardan pahalıya almak, satarken de daha aşağıya satmak zorundayız” dedi.

“Amacımız rekabet değil”

Tarım Kredi Kooperatif Marketler için 500 market hedefiyle yola çıktıklarını söyleyen Poyraz “Yani her ilçede olmasa bile büyük ilçelerde ve İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyükşehirlerde görünelim istedik. Hedefimiz büyük ulusal marketlerle rekabet etmek, her köşe başında market açmak değil. Temel mantık olarak şunu düşündük: Herkesin bir tüketici alışkanlığı var. Kolay olan nedir? Evinize yakın olan markete gitmek. Ama bazen, bazı ürünlerde öyle bir fiyat artışı oluyor ki, siz yolunuzu değiştirmek zorunda kalırsanız Tarım Kredi Markete girebilirsiniz. Orada bizim market açmamız lazım. Koronavirüs sebebiyle biz şunu da tartışmaya başladık. PTT’nin sanal marketinden satışımız var. Ama açıkçası niye sanal market anlamında Kooperatif Marketçiliğini geliştirmiyoruz noktasında ciddi bir sorgulamamız var. Muhtemelen de bu alanda bir yatırım yapacağız. Yani İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere lojistik merkezlerini oluşturup, market sayılarını belli bir yerde tutup, tüketicinin ayağına hizmeti götürme noktasında bir düşüncemiz var” ifadelerini kullandı.

 

Read 843 times Last modified on Çarşamba, 13 Mayıs 2020 07:22

Yorum Yapın!

We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…